ANASAYFA > Sahi > Hikayemiz

Hikayemiz

Çiçekten Yeşilkaya: "Son Sözü Hep Kalbim Söyler"

Çiçekten Yeşilkaya, içindeki mücadeleci ve cesur kadına daha çok yer açtığında her şey değişti. Çünkü insanların hayatlarında kırılma noktaları çığı başlatan ıslığı çalar her zaman. Yeşilkaya da bu değişimle yelkenlerine dolan rüzgarla İstanbul'un tadına, şehir ve kültür geleceğine öncülük eden bir yatırımla karşımızda. Önce elbette Çiçekten Yeşilkaya'yı tanımak ve anlamak gerek. Biraz ipucu... Yeşilkaya dengeye önem veriyor, temkinli ama muzip; anarşist yanı hep taze! Değişimin kokusunu çok önceden alıp harekete geçmeyi iyi bilenlerden. Yaratıcı fikirlerin yapabileceklerinin farkında, tecrübenin neleri değiştirebileceğini biliyor. Son söz mü? Yeşilkaya onu hep kalbine bırakıyor...

- Hikayenizin başına dönelim. Nerede nasıl başladı ve bugüne nasıl geldiniz?

İstanbul doğumluyum ama Osmanlı'nın doğu (Kemah-Erzincan) ve batı (Varna-Bulgaristan) ucundan savaşlar nedeniyle İstanbul'a 1920‘de yerleşmiş bir ailenin çocuğuyum. Buna karşın babamın görevi nedeniyle çok fazla yer değiştirdiğimiz için kendimi pek çok yere yakın hissediyorum. Ama İstanbul'un yeri çok başka! Liseyi Kadıköy Maarif Koleji’nde, üniversiteyi ise Boğaziçi'nde bitirdim. Kurumsal çalışma hayatım Unilever’le başladı, reklam ajansları ile devam etti. Sonrasında Coca-Cola’da farklı görevlerde 20 yıl çalıştım. Son durak Mey İçki'de dört yıl pazarlama direktörlüğü yaptım. Akabinde 2011'de İspanya'ya taşınarak yönetim danışmanlığı yapmaya başladım. Geçen sene sonunda ise girişimci damarım kabardı ve ekibimle Sahi’nin iş modelini oluşturduk.

- Pek çok yer değiştirmek, bu coğrafyayı tanımak ve anlamak açısından da iyi bir tecrübe olmuş olmalı. Başarı hikayelerinin hep kırılma noktaları olur. Sizde bu kırılma nasıl gerçekleşti?

Benim hikayemin iki kırılma noktası var; 2008’de göğüs kanserine yakalanmam ve tedavimin akabinde Mey İçki'de işe başlamam. Birincisi bana hayatın çok kısa olduğu ve hayallerin ertelenmemesi gerektiği duygusunu kazandırdı. İçimdeki mücadeleci ve cesur kadın kendine daha çok yer açtı! İkincisi ise Mey İçki’de içinde bulunduğum psikolojiye son derece uygun bir yönetim modeli içinde çalışma imkanı bulabilmemdi.

-Keyifli, enerjik, biraz muzip ama temkinlisiniz. Siz bu anlamda kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz?

Hayatta dengeye çok önem veririm. Temkinli tarafım beni dengede tutan yanım. Ama enerjiyi harekete geçirebilmek için muzip hatta bazen biraz da anarşist olmak gerekiyor.

"Merakımı ve Öğrenmeneye Olan İştahımı Hiç Kaybetmem!"

- Başarının sırrı büyük oranda doğru iletişimde yatıyor. Nedir doğru iletişimin olmazsa olmazları?

Birincisi empati. Empatik zekası olmayan bir insanın doğru iletişim yapması zor. İkincisi ise meraklı olmak ve öğrenme iştahını hiç kaybetmemek.

- Peki, değişim için nereden yola çıkarsınız?

Değişim ihtiyacı fırsat ya da problem kaynaklı olabilir. Her ikisi de doğru analiz edildiğinde bana heyecan verebilir ama esas mühim olan bunu yönetebilmektir. Değişimde taraf olanlara fayda yaratabilecek bir model ve çözüm oluşturamazsanız yönetemezsiniz ve başarı gelmez.

- Değişmez kurallarınız var mı ya da obsesyon derecesinde bir detaycılık mıdır bu işi sırrı?

Değişmez kuralım bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamayacağına olan inancım. Bilgiye ve tecrübeye önem veririm. İşkembeden atanlarla pek anlaşamam ve güvenmem. İnandığım ve tutkulu olduğum her konuda başarılı olabilirim. İnancımı birlikte çalıştığım insanlara iyi geçirebildiğimi ve bunun hem beni, hem onları motive eden en önemli faktör olduğunu düşünüyorum.

"Son Sözü Hep Kalbim Söyler..."

- Garantiye mi oynarsınız, risk almakta sınırlarınız neler?

Risk almaktan çekinmem ama bunu akılcı bir şekilde yapmayı tercih ederim. Buna rağmen, karşıma iki kere ikinin dört etmediği pek çok durum çıktı. Böyle zamanlarda aklımı ve kalbimi eşit derecede devreye alırım ama son sözü hep kalbim söyler.

- Zamanla ilişkiniz nasıl? Kimi zamana yetişmeye çalışır, kimi zamanı rüzgar gibi alır arkasına. Sizde bu denge nasıl işliyor?

Planlı programlı yaşamayı severim, çünkü hayatta sahip olduğumuz zamanın çok kıymetli olduğunu ve ziyan edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çok spontan olduğumu söyleyemem ancak arada spontan davranma lüksünü ancak planlı yaşayarak sağlayabildiğimi düşünüyorum.

"Görmek, Anlamak ve İlişki Kurabilmektir Pazarlama."

- Her tanımlama bir kısıtlama olabiliyor. Bazen tanımları tümleyenleri ile yapmak daha anlaşılabilir olabiliyor. Yani “pazarlama nedir?” yerine belki de ne değildir demeli?

Pazarlama fırsatın paraya ya da faydaya dönüştürülmesi bilimidir, değer yaratabilmektir. Sonucunda artı değer oluşmayan bir çaba pazarlama değildir. Pazarlamanın birinci kuralı görmek, anlamak ve ilişki kurabilmektir. Bunu yapabilmek için de her zaman sokakta olmak, merak etmek ve sorgulamak gerekli.

- Malum yeni dünya düzeninde kazanırken kaybetmek, bazen de kaybederken kazanmak var. İnce dengeler üzerine dönüyor sistem. Eğer kaybedecekseniz illa ki ilk neleri gözden çıkarırsınız?

İşimi tabi.. Zaman içinde yeniden kurabilirim.

-Klişeler ve anlam kaymaları arasında pek çok tanım flulaşıyor. O yüzden tam olarak hayatla ve kariyerinizle ilgili dertleriniz neler?

Benim en fazla dert edindiğim konu “işe yaramak”tır. İnsanların dünyadan alıp götürdükleri o kadar çok şey var ki, kendimi onlar adına mesul hissediyorum galiba. Yaşadığım müddetçe fayda sağlamak ve üretmekle ilgileniyor olacağım.

"Sahi, Güçlü Bir Fikir. İstanbul'a Tutkuyla Bağlı."

- Sahi yalnızca bir “marka” değil aslında büyük bir fikir. İstanbul'a ve dünyanın bu özel coğrafyasına kapılar açan bir anahtar. Bu fikir nasıl olgunlaştı ve eyleme dönüştü?

Sahi bir kültür pazarlaması platformu. İçinde tatlı dünyasından, el sanatlarına ve yeni tasarımlara kadar pek çok eski yeni kültürel ürün var.  Sahi’nin beslendiği perakendecilik fikirlerinin üstünde hepsini bağlayan bir büyük şemsiye konsept var: Zenginliği ve dinamizmi ile İstanbul şehir kültürü. İstanbul’un bütünleştirici ama bir mozaik gibi değil de ebru gibi karıştırıcı, içine alan bir tarafı var. Sahi’nin konsepti de tam olarak böyle. 

- Tat, lezzet ve zevk önemli ama göreceli. Ürün seçimlerinizi neye göre yapıyorsunuz?

Sahi’de satılan geleneksel tatlılarda kriterlerimiz işin erbabı ya da ustaları tarafından, orijinal formülüne sadık kalınarak ve yüzde 100 doğal içerik kullanılarak hazırlanmış olması. Pastacılık ürünlerinde de bu böyle ama unutulmuş eski etnik İstanbul tatlılarını yeniden gün yüzüne çıkarırken arada hepimizin bildiği İstanbul ile özdeşleşmiş bazılarında da inovatif dokunuşlar yaptık. Tasarım ürünlerinin ise çok ağırlıklı olarak İstanbullu tasarımcı ya da atölyelerde üretilmiş ve özgün olmalarına dikkat ediyoruz. 

- Farklılık yaratmak, diğerlerinden ayrılmak artık epey zor oldu. Burada pusulanız nedir?

Trendleri iyi takip etmek ve içinde bulunduğumuz pazar özelinde doğru okuyabilmek. Farklılaşma tek boyutlu değil. Yani sadece mağaza konsepti değil, ambalaj, iletişim tonu ve kullandığınız mecra ile hepsi bir bütünlük arz etmeli ve rakip önermelerden ayrışmalı.

Ürün gamını nasıl belirlediniz? 

Bugünlerde İstanbul’un eski dokusunu yaşatan semtlerde açılan ve dünyada hızla yükselen ‘yereli koruma, otantik değerlerden beslenen eklektik sanat ve vintage modası’ gibi trendlerle beslenen kafeler ve mağazalar, farklı bir sosyalleşme imkanı sunuyor. İnsanlar bu semtlerde keşif turlarına çıkarken, farklı ürünlerin arasında zevkle alışveriş yapabilmeyi, sonrasında ise soluklanacakları lezzet durakları arıyorlar. Bunun dışında Türkiye'ye gelen yabancıların çoğu buradan özgün ve otantik kültür ürünlerini, hikayeleri ile birlikte yanlarında götürmek istiyorlar. Ürün gamı ve mağaza konseptimizi bu olgulardan yola çıkıp belirledik. 

- Kimlerle ve nasıl bir lezzet ağı kurdunuz?

Lokumlarımızı Safranbolu lokumcusu bize özel bir formülle üretiyor. Bunların dışında İstanbul klasiği koz helvayı, damağımızda tadı baki olan nostaljik gofretler ya da akide şekeri gibi geleneksel tatların en kaliteli halleriyle modern yorumları da sürprizli olarak Sahi’de yer alıyor. Hediyelik tasarım ürünlerinde ise çok farklı sanatçılarla çalışıyoruz. Porselenden, seramiğe, gümüşten bakıra, dokumadan oyaya farklı malzemelerde tasarım ürünlerimiz var. Bağımsız tasarımcılar dışında kendi koleksiyonumuz için Kreatif Direktörümüz Artun Çinetci’nin yönetimindeki tasarım ekibimiz; ambalajdan, kırtasiyeye, çantadan t-shirt’e kadar ağırlıklı İstanbul temalı pek cok ürünü hazırlıyor.

- Malum, bu coğrafya çok zengin. Bunu paylaşmayı dert edinmek de heyecanlı, bir o kadar da yorucu bir süreç. Sizin için İstanbul ne anlama geliyor?

İstanbul benim için ailem, hayatım, dostlarım, içime iyi gelen pek çok duygunun kaynağı, ama aynı zamanda dünyanın merkezi! Yaklaşık bin yıl önce büyük bir haksızlığa uğrayarak tahtını Roma’ya kaybetmiş, sömürülmüş bir şehir, yıllar içinde evrile evrile müthiş bir değişim geçirmiş ve hala insanları önünde diz çöktürüyor.

İstanbul’a büyük bir ilgi var ama aslında İstanbul’u diğer metropollerden ya da turizm destinasyonların ayrıştıracak en önemli unsurlar hala doğru tanıtımı ve değer yaratılmasını bekliyor. İşin gastronomi kısmı yeni yeni harekete geçiyor ama kültür kısmında tek boyuttan, sadece Osmanlı’dan İstanbul’u dışarıya anlatıyoruz. Bu yeterli değil, İstanbul’un anlatacak çok hikayesi var. 

Röportaj: Ali Deniz Uslu

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?