Anasayfa > Şehir Hatları > Şehir Kültürü

Şehir Kültürü

18 Mart 2015  |  11 yorum  |  Zuhal Aytolun

Baharı en çok uzun süren kışlardan sonra seviyorum

Ahmet Ümit’in İstanbul’u çok özel… Hele de Beyoğlu… Nereye giderse gitsin, hasretle döndüğü bir şehir burası. Özel köşeleri, kendini mutlu hissettiği semtleri var.

Baharı en çok uzun süren kışlardan sonra seviyorum

 “Eğer tarihi İstanbul’u yaşamak istersem, Sultanahmet’e inerim, Roma Sarayı, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Süleymaniye… Eğer İstanbul’un doğasını hissetmek istersem, Boğaz’a giderim, sonra Adalara… Eğer İstanbul’un çok kültürlülüğünü yaşamak istersem Beyoğlu’na çıkarım. Bunların hepsini hissetmeden İstanbul’u hissedemez, İstanbullu olamazsınız…” diyor Ümit. Şehrin yaşadığı tüm yıpratmalara rağmen, en güzel haliyle karşımızda durduğunu da hatırlatıyor. Dahası mı? Buyrun röportajımızda okuyun…

İstanbul ile nasıl bir ilişkiniz var? Ahmet Ümit’in İstanbul’u nasıl bir yer?

Sanırım İstanbul dünyada yaşamak isteyeceğim tek yer. Her yıl ülkemde ve dünyanın değişik ülkelerinde başka şehirlere giderim. Oralarda bir hafta ya da birkaç ay geçirebilirim ama sonunda İstanbul’a dönerim. Evet, bu şehirde yaşayanlar olarak, şehrin doğasını, tarihini yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz ama o hala direniyor. Ve ben İstanbul’un bu direnişini de çok seviyorum…

Peki en çok nerede kendinizi İstanbullu hissediyorsunuz ? 

Bir kaç İstanbul var aslında. Eğer tarihi İstanbul’u yaşamak istersem, Sultanahmet’e inerim, Roma Sarayı, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Süleymaniye… Eğer İstanbul’un doğasını hissetmek istersem, Boğaz’a giderim, sonra Adalara… Eğer İstanbul’un çok kültürlülüğünü yaşamak istersem Beyoğlu’na çıkarım. Bunların hepsini hissetmeden İstanbul’u hissedemez, İstanbullu olamazsınız…

İstanbul’da nerede, en çok ne yaşanır? Mesela melankoli benim için Galata’dır, umut Emirgan, sinirlendiğimde Boyacıköy’de şifa bulurum. Ruhum karmakarışıksa Beyoğlu paklar! 

Yaz akşamları Balat’ın sokaklarında dolaşmak, kar yağarken Aşiyan’dan aşağı inmek, erguvanlar açarken Büyükada’da gezmek, sonbaharda Emirgan’da dolaşmak, gün doğarken Sarayburnu’nda denizi izlemek, gün batarken Azapkapı’dan Eyüp sırtlarına bakmak, Mercan’da kalabalıklara karışmak, yaz sıcağında Kapalı Çarşı’da kaybolmak… Hangi birini anlatayım… İstanbul bitmek bilmeyen yaşam seçenekleriyle dolu! Tabii yaşayacak olanakları olana, ya da yaşama kültürüne sahip olanlara…
 

Hayata karışmadan yazamazsınız!

Yaşamınızı besleyen iki damar okumak ve yazmak… Peki başka neler var? Hikayelerinize aktardığınız gözlemler derin yaşanmışlıklardan geliyor belli ki. 

İnsanları tanımadan, hayatı tanımadan, onların yaşadıkları şehirleri tanımadan yazamazsınız. Kitaplar öğrenmek için iyi bir yoldur, ama insanların arasına karışmak, onlarla konuşmak, hayatı gözlemlemek de gerekir. Aksi takdirde sadece bilgilerden oluşan metinler üretirsiniz, edebiyat için bu yeterli değildir.

Sizi okumak büyük keyif, başka kapılardan geçirip bildiğimiz ama fark etmediğimiz dünyalara yolculuğa çıkarıyorsunuz bizleri. Ya sizi kimler böyle yolculuklara çıkarıyor? 

Benden önceki yazarlar elbette. Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Sait Faik, Dostoyevski, Tolstoy, Shakespeare, Adalet Ağaoğlu, Selim İleri, Yaşar Kemal ve daha yüzlerce değerli kelam erbabı.
 

Kış ne kadar zorlu geçtiyse, ardındaki baharı o kadar çok seviyorum

Bahar kapıda, geldi gelecek. Kışın kasvetini silkeliyoruz yavaştan. Baharla ilişkiniz nasıl,  nasıl karşılıyorsunuz baharı?

Baharı en çok uzun süren kışların ardından seviyorum. Kış ne kadar zorlu geçmişse bahar o kadar güzel geliyor bana. Ama hep bahar olsaydı bu kadar sever miydim, bilemiyorum. Güzellik süreklilik kazanınca ilginçliğini yitirebilir…

Her şehire baharın gelişi özeldir elbette ama bazen şehirler baharı bekler, bazen de bahar şehirleri. Baharın İstanbul’u beklediğini düşünüyor musunuz?

Bence İstanbul’da her mevsim güzel ancak şehri mahvettiğimiz için mevsimlerin de eski tadı kalmıyor. Ne yazık ki pek yakında erguvan ağaçları da bizi terk edecek. Çünkü şehrin her yanında beton binalar yükseliyor. Üstelik bunu ilerleme zannediyoruz. Oysa bunun adı ölümdür; önce şehrin sonra kendimizin ölümü... Çok da uzun olmayan bir gelecekte torunlarımız gökyüzünü bile görmekte zorluk çekecek. Ve bu gökdelenleri, bu binaları yapanları lanetle anacaklar ki bunu çoktan hak ettiler…
 

Beyoğlu çağdaş bir Babil Kulesi

Romanlarınızdan yola çıkarak İstanbul turlarını düzenliyordunuz. Devam ediyor musunuz? Nasıl bir İstanbul rotası bu? 

Romanlarımın geçtiği mekanlar ve konular çerçevesinde turlar düzenledim. Tarihi yarımada, Boğaz hattı, Balat ve elbette Beyoğlu gezileri yaptım. Çok yoğun katılımlar oluyordu, hatta yolda yürümemiz bile imkansız hale geliyordu. Artık yapamıyorum, çünkü çok zaman alıyor.

Beyoğlu’nu “Benim İstanbul’um” diye tanımlıyorsunuz. Nedir Beyoğlu’nun alemet-i farikası? 

Beyoğlu’nu çağdaş Babil Kulesi olarak tanımlıyorum. Yani çok dilli, çok dinli, çok kültürlü bir bölge. Aslında dünyanın küçük bir modeli. O yüzden karmaşa içinde, o yüzden renkli, o yüzden hep hareket halinde. Yüz yıl önce çok daha zengin bir kültüre sahipti ama tek kültürlülüğe tapınan barbarlar, farklı olanları yok ettiler. Elimizde bugünkü Beyoğlu kaldı. Bunu koruyabilirsek, ne ala fakat ondan bile kuşkuluyum.

Son olarak sormak isterim. Edmondo de Amicis “İstanbul 1874” isimli seyahatnamesinde, “İstanbul, Avrupa'nın gündüz en parlak, gece en karanlık şehridir” yazmıştı. İronik olarak da şimdiye mıhlanmış bir teşhis bu. Sizce? 

Edmondo de Amicis bunu söylediğinde şehir geceleri yeterince aydınlanamıyordu, somut olarak gördükleri üzerine bu cümleyi yazmış olmalı. Bugün ise bence İstanbul’un geceleri, gündüzlerinden daha güzel, çünkü karanlık insan eliyle yapılan çirkinlikleri örtüyor.

Bu yazı hakkında toplam 11 yorum bulunmaktadır. Sizde yorum ekleyebilirsiniz >

Yorumlar

Deniz Yanar
Yazan: Deniz Yanar   25.3.2015 13:05:39 - 13:05:38Her şehire baharın gelişi özeldir... Güzel bir yazı olmuş. elinize sağlık.
Yasin Yanuk
Yazan: Yasin Yanuk   25.3.2015 21:15:20 - 21:15:19direnişi sevilir istanbulun elbettte
Harika uygun
Yazan: Harika uygun   26.3.2015 01:01:38 - 01:01:38Her metnini takip ettiğim Ahmet Ümit'in röportajını okumak çok güzel. Kaleminize sağlık.
Asiye Kırgılı
Yazan: Asiye Kırgılı   28.3.2015 12:03:58 - 12:03:57Enfes bir röportaj olmuş, Veliye Martı ve Çiçekten Yeşilkaya da öyleydi...
Kamile Aynur
Yazan: Kamile Aynur   28.3.2015 14:05:33 - 14:05:33İşte tam da söylemek isteyip anlatamadıklarımızı dillendirmiş Ahmet Ümit; Yaz akşamları Balat’ın sokaklarında dolaşmak, kar yağarken Aşiyan’dan aşağı inmek, erguvanlar açarken Büyükada’da gezmek, sonbaharda Emirgan’da dolaşmak, gün doğarken Sarayburnu’nda denizi izlemek, gün batarken Azapkapı’dan Eyüp sırtlarına bakmak, Mercan’da kalabalıklara karışmak, yaz sıcağında Kapalı Çarşı’da kaybolmak teşekkürler emeği geçenlere...
Nadide Sevinç
Yazan: Nadide Sevinç   28.3.2015 18:45:54 - 18:45:53Çok samimi bir söyleşi olmuş, herşey var içinde!
Uğur Durgun
Yazan: Uğur Durgun   4.4.2015 20:38:21 - 20:38:20değerli bir isim, değerli bir röportaj... güzel işler yapıyorsunuz
Elif Gezer Budakçı
Yazan: Elif Gezer Budakçı   28.4.2015 16:09:33 - 16:09:33ülkenin yetiştirdiği değerli bir yazar, kısa söyleşide çok sıcak olmuş bir sonraki romanı ne zaman yazacak acaba :)
yeşim gül
Yazan: yeşim gül   11.5.2015 14:03:05 - 14:03:04karmaşa, kaos, aşk, istanbul ve onun kirli sokaklarından beslenen mükemmel bir yazar bu topraklarda yaşamış ve yaşayacak olanlara bir pencere - şahsiyet güzel, ropartaj güzel ...
derya büyüker
Yazan: derya büyüker   18.5.2015 15:02:01 - 15:02:00İstanbul da yaşamıyorum ama en çok Ahmet Ümit romanları bana o istanbul'un beyoğlunun tehditkar sokaklarının ve o serin ve eşsiz boğazın tadına varma mı sağlıyor gerçekten içimizden biri olan bu insanla çok özel bir röportaj yapmışsınız benzer yazarlarla da röportajlar yaparsanız çok seviniriz, sevgiler...
Lütfiye Yargı
Yazan: Lütfiye Yargı   2.11.2015 13:52:47 - 13:52:46selamlar güzel Sahi ekibi, bir süredir yeni röportajlar gelmiyor sizden... uzak bırakmayın bizi bu güzelliklerden

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?