Anasayfa > Şehir Hatları > Şehir Kültürü

Şehir Kültürü

5 Ağustos 2015  |  0 yorum  |  Sahi

Benzersiz bir Türkiye deneyimi olarak Hamam

Türk hamamı eski Roma hamamlarının mimarisiyle Orta Asya Türk geleneklerinde yer alan buhar banyosu ve suya saygı anlayışını İslam dininin getirdiği arınma gereksinimi doğrultusunda birleştiren Türkiye’ye özgü bir kamusal yıkanma mekanıdır.

Benzersiz bir Türkiye deneyimi olarak Hamam

Osmanlılar’ın 1453’te fethin hemen ardından başkent yaptıkları İstanbul’da inşa ettikleri anıtsal yapılar arasında 60’ı hala kullanılan 200’ü aşkın hamam da bulunmaktadır.

Osmanlı İstanbulu’nda sosyalleşilen ve güncel konularda görüş alışverişinde bulunulan bir mekan olarak da önemli yeri olan hamam, özellikle kadınlar için yalıtılmış harem yaşantısının dışında buluşabildikleri tek yerdi. Bir zamanlar Osmanlı kültürünün vazgeçilmez bir parçası olan hamam, bugün de hala hayatta en azından bir kere mutlaka yaşanması gereken eşsiz bir deneyimdir.

Hamam deneyimi camekan adı verilen bölümde, hamamın kabul ve soyunma salonunda başlar. Burası hamamın en etkileyici bölümüdür. Genellikle ortasında bir şadırvan bulunur. Burada hamamda size yardımcı olacak, erkekse tellak kadınsa natır adı verilen görevli tarafından karşılanırsınız.

Tellak ve natırlar genellikle ziyaretçilere önce terlik ve peştamal verir. Peştamal hamamda vücuda örtülen çok ince ve emici bir tür havludur. Peştamalın içine mayo ya da bikini giyilebilir, ancak hakiki bir deneyim için en doğrusu hiçbir şey giymemektir. Terliklerse Osmanlı döneminde kullanılan geleneksel tahta takunya ve nalınların günümüze uygun olarak modernize edilmesinden başka bir şey değildir.

Tellak sizi hamamın daha sıcak bölümlerine doğru yönlendirir. Önce soğukluk adı verilen, sıcak havayı içeride soğuk havayı dışarıda tutmaya yarayan orta sıcaklıkta bir ara bölümden geçersiniz. Ardından ılıklık adı verilen, mermer kurnalarla çevrelenmiş daha sıcak bir bölüme girilir. Yüksek sıcaklık ve nem oranına dayanamayan yaşlıca kişiler genellikle banyolarını burada alırlar.

Daha sonra da sıcaklık ya da hararet adı verilen, hamamın en sıcak ve en büyüleyici kısmı gelir. Burada küçük cam pencerelerle donatılmış dev kubbenin altında buharın gizemli bir duman gibi süzüldüğü loş bir atmosfer vardır. Odanın tam ortasında göbektaşı yer alır. Göbektaşı hemen alt katında yer alan külhan adı verilen kazan dairesince doğrudan ısıtılan, uzanıp dinlenme ve masaj amaçlı kullanılan sıcak mermer bir platformdur.

Göbektaşında 20 dakika kadar yatarak başlarsınız. Rahatlamanız ve terlemeniz içindir bu. Cildiniz nemlenir, gözenekleriniz açılır ve cildinizdeki ölü hücreler keselenmeye hazır hale gelir. Sonra sizin için özel olarak ayrılmış kurnanın başına gidersiniz. Tellak ya da natır sizi önce keseler, ardından doğal hamam sabunuyla sabunlar ve daha sonra da hamam tasıyla döktüğü sıcak suyla durular.

Sonra 15 dakika sürecek bir sabunlu masaj için tekrar göbektaşına yatar ve ardından durulanmak için tekrar kurnanın başına dönersiniz. Bundan sonra dilerseniz halvet adı verilen özel odalardan birinde kokulu yağlarla özel bir masaj yaptırabilir ya da soğukluk bölümüne geri dönerek bir bardak çay ya da şerbetinizi yudumlarken serinler, kurur ve sakinleşirsiniz. Bu sırada aklınızda genellikle tek bir düşünce olur, bu deneyimi mümkün olan ilk fırsatta yeniden yaşamak.
 

İSTANBUL’UN EN İYİ 10 HAMAMI 

İstanbul’un çok sayıda tarihi hamamı arasından en iyi 10 tanesini seçmek, değişik hamam tarzlarını birbirine karıştırmadan çok zor. Buradaki kişisel listem çok farklı hamamları bir araya getiriyor. Bazıları son derece gösterişli, bazıları neredeyse harabeye dönmüş ama karakter sahibi. Her şeyden önce, hepsi de Osmanlı hamamının tarihini temsil ediyor. Umarım hoşunuza gider.
 

ÇEMBERLİTAŞ HAMAMI

İstanbul hamamlarının en eskilerinden biridir. Tarihi 2. Selim dönemine uzanır. Banyo bölümü 1584’te Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Sinan’ın ustalık dönemi olarak adlandırdığı, abartılı süslemelerden uzak duran sade tasarım anlayışını sürdürürken bilgi ve deneyimiyle işlevsellik, zarafet ve dinginliği bir araya getirdiği son dönemine aittir. Çemberlitaş Hamamı’nın mimarisi sadece gezginleri ve semt sakinlerini kendine çekmekle kalmamakta, bu muhteşem yapı pek çok yerli ve yabancı araştırmacı, üniversite, fotoğrafçı, filmci, medya profesyoneli ve öğrencinin çalışmalarına konu olmaktadır. Çemberlitaş Hamamı’na yapılacak bir ziyaret, dev kubbesinin altında en iyi Türk hamamı deneyimlerinden birini yaşatır. Ziyaretinizi güneşli bir güne denk getirebilirseniz, göbektaşına uzandığınızda gün ışığının kubbe tavanındaki deliklerden içeri dolarken yaptığı hüzmeleri izleyebilirsiniz.
 

CAĞALOĞLU HAMAMI

Cağaloğlu Hamamı Kapalıçarşı yakınlarında, Yerebatan Caddesi üzerindedir. Patricia Schulz’un “Ölmeden önce görmeniz gereken 1000 yer” adlı ünlü kitabında İstanbul’da mutlaka yaşanması gereken bir deneyim olarak yer alır. Osmanlı Dönemi’nde inşa edilmiş son büyük hamam binasıdır. Yapımı iki önemli Osmanlı mimarınca gerçekleştirilmiş, Süleyman Ağa tarafından başlanan inşaatı 1741’de Abdullah Ağa tarafından tamamlanmıştır. Yüksek kubbeli tavanlarıyla her ayrıntısı ince ince işlenmiş yapı, mermer iç şadırvanları, iç bahçesi ve iki ayrı soyunma odası ile mimari bir şaheserdir. Hamamda bir kafe de bulunmakta, yazları bahçesinde mangal, kışları şömine partileri verilmekte, turist grupları için dansöz ve fasıl gösterileri düzenlenmektedir.
 

GALATASARAY HAMAMI

Bir efsaneye göre, Sultan 2. Bayezid, bir av partisinin ardından, bugün üzerinde Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Hamamı’nın bulunduğu bir ormanda dolaşırken küçük bir kulübe görür va orada Gül Baba’nın oturduğunu öğrenir. Gül Baba o dönemin ünlü derviş ve şairlerindendir. Bayezid’in babası Fatih Sultan Mehmet ile birlikte pek çok savaşa katılmış ve onun için büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Bayezid dervişe bir dileği olup olmadığını sorar. Gül Baba da ondan ormanlık alanda inşa edilecek ve sonsuza dek ayakta kalacak bir külliye ve bünyesinde bir okul ve büyük kubbeli bir hamam ister. Ardından Bayezid’e biri sarı diğeri kırmızı iki gül armağan eder. Dilekleri kabul olur ve külliye 1481’de inşa edilir. Daha sonra Galata Sarayı adını alan külliye sarı ve kırmızı renkleri kendine sembol edinir. Gül Baba’nın kabri bugün hala Galatasaray Lisesi’nin bahçesindedir. Türk hamamlarının en ünlülerinden olan Galatasaray Hamamı da bugün hala yerli ve yabancı ziyaretçilere hizmet vermektedir. Hamamın soğukluk bölümünde kısmi bir mahremiyet içinde mükemmel bir masaj yaptırmak mümkündür. Sıcaklık bölümü, hamamın müdavimlerinin beklentilerini karşılamak adına daima aşırı sıcaktır. Öyle ki kızgın göbektaşına uzanabilmek için çoğu zaman üstüne bir havlu sermeniz gerekir.
 

BEYLERBEYİ HAMAMI

Beylerbeyi Hamamı Beylerbeyi Vapur İskelesi’nin ilerisinde, Beylerbeyi Camii’nin hemen yanındadır. Osmanlı tarzı ahşap bir bina olduğundan hemen fark edilir. Külliye 1778’de Sultan 1. Abdülhamid’in isteği üzerine yapılmış ve annesi Rabia Sermi Kadın’a adanmıştır. Eskiden hamamlar camilerin hemen yanında inşa edilir ve böylelikle ibadethanenin giderlerini karşılayacak bir gelir kaynağı olurdu. Beylerbeyi Hamamı da bu külliyenin gelir kaynağıydı. Camekan adı verilen soyunma odasının tavanı ahşaptır. Soğukluk ve Sıcaklık arasındaki geçiş alanı olan ılıklık bölümünde zarif bir mermer şadırvan yer alır. Sıcaklık bölümünde uzanmak ve masaj yaptırmak için küçük bir göbektaşı bulunur. Toplam 13 kurnası ve 4 halveti vardır. Beylerbeyi Hamamı erkeklere ve kadınlara günün farklı zamanlarında hizmet verir. Hamam sabahtan öğleden sonraya kadar kadınlara, sonrasında ise erkeklere ayrılmıştır.
 

KILIÇ ALİ PAŞA HAMAMI

Uluç Reis olarak da bilinen Kılıç Ali Paşa Osmanlı denizcilerine esir düşmüş bir İtalyan çocuğuyken müslüman olmuş ve yetenekleriyle kaptanlığa ve kaptan-ı deryalığa kadar yükselmiştir. 16’ncı yüzyıldaki Osmanlı deniz zaferlerinde önemli rol oynamış, en büyük Osmanlı denizcilerinden biri olarak adını tarihe yazdırmıştır. Kılıç Ali Paşa adıyla anılacak cami, külliye ve hamam Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Sinan muhteşem kubbesi ve camekanı, altında dinlenme alanıyla göz alıcı bir hamam yapmıştır. 14 metre çapı ve 17 metre yüksekliğindeki kubbesi Sinan tarafından inşa edilen en büyük kubbelerdendir. Kılıç Ali Paşa Hamamı’nın restorasyonu 7 yıldan fazla sürmüş, resepsiyon ve dinlenme alanlarından sıcak alanlara açılan iki kapı dahil olmak üzere pek çok orijinal ayrıntısı aynen korunmuştur. Külhanının bacasından kurşun kaplı kubbesine, cam fil gözlerinden orijinal kurnalarına, hatta kazı sırasında çıkarılan mermer levhalara varıncaya kadar orijinal yapısı ve tasarımı korunarak restore edilmiş bu yapı, Osmanlı’nın hamam keyfini o muhteşem 16’ncı yüzyıldan günümüze taşımaktadır. İstanbul’un en şık hamamlarından biridir.
 

AĞA HAMAMI

Ağa Hamamı Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış ve 15’inci yüzyılda kendi şahsi hamamı olarak kullanılmıştır. Sadece turistlere hizmet veren hamam kadınlar ve erkeklerin huzurlu bir ortamda bir arada hamam keyfini yaşayabileceği nadir mekanlardandır. Masaj ve kese hizmeti erkeklere erkek, kadınlara kadın tellak ve natırlar tarafından özel odalarda verilmektedir. Fiyatları Sultanahmet çevresindeki muadillerine göre çok daha uygundur.
 





AYASOFYA

HASEKİ HÜRREM SULTAN HAMAMI

Haseki Hürrem Sultan Hamamı Mimar Sinan’ın bir diğer muhteşem eseridir. Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan’ın emriyle 1556’da inşa edilmiştir. MS 100-200 yıllarında antik Zeuxippus Hamamları’nın bulunduğu yerde, Sultanahmet Camii ile Ayasofya’nın tam ortasındadır. Burası aynı zamanda antik çağda Olimpos’tan Istanbul’a nakledilen Zeus Tapınağı’nın da bulunduğu yerdir. 1910 yılına kadar kesintisiz kullanılan hamam, daha sonra uzun bir süre kapalı kalmıştır. O dönemde Sultanahmet Cezaevi’nin kapasitesini aşan tutuklular için bir hapishane olarak bile kullanılmıştır. Ardından kağıt ve yağ deposu olmuş, 1957’de ilk kez restore edilmiş ve 2007’ye kadar halı kilim pazarı olarak hizmet vermiştir. 2008’de başlayıp 3 yıl süren ve 17 milyon liraya mal olan son restorasyonu yapıya muhteşem görünümünü geri kazandırmıştır. Hamamı bugünkü haline getirebilmek için restorasyonda 1300 metrekare Marmara mermeri kullanılmıştır. Haseki Hürrem Sultan Hamamı klasik Osmanlı hamamı tarzında inşa edilmiş olsa da, erkek ve kadın bölümleri aynı aks üzerinde simetrik olarak tasarlanmıştır. Bu hamam da İstanbul’un en şık hamamlarındandır, misafirlerine 160 adet altın kaplama hamam tası ve İzmir Ödemiş’te üretilmiş yarı yarıya ipek pamuk karışımı peştamallarla hizmet vermektedir.
 

SÜLEYMANİYE HAMAMI

Süleymaniye Hamamı 1557’de Süleymaniye Külliyesi bünyesinde inşa edilmiştir. Daha önce belirttiğim gibi külliye kompleksi bir cami çevresinde toplanmış çeşitli tesislerden oluşur. Süleymaniye Külliyesi de Süleymaniye Camii ile birlikte medrese, hastane, akıl hastanesi, misafirhane, türbeler, hamam, dükkanlar ve sıbyan mektebinden oluşmaktadır. Süleymaniye Hamamı’na Dökmeciler Çarşısı’nda yer alması nedeniyle Dökmeciler Hamamı da denir. Yine bir Mimar Sinan şaheseri olan yapı İstanbul’un en turistik hamamları arasındadır. Tarihi şehrin bu bölümü turizm otoritelerince koruma altına alındığından Süleymaniye Hamamı orijinal halini korumayı başarabilmiştir. Zamanında  büyük bir törenle açılmış, içinde ilk banyo özel bir seremoni ve duaların ardından Kanuni Sultan Süleyman tarafından yapılmış ve uzun yıllar sadece külliye sakinlerine hizmet vermiştir. Planı Haseki Hürrem Sultan Hamamı’na benzer ve yine onun gibi Sinan’ın büyük bir tevazu ile Kalfalık Dönemi olarak adlandırdığı ikinci dönemine aittir.
 

MİHRİMAH SULTAN HAMAMI

Mihrimah Sultan Hamamı 1562-1565 yılları arasında Mimar Sinan tarafından Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan için yapılmıştır. Mihr-i Mah “güneş ve ay” anlamına gelir. Kanuni, Mimar Sinan’a biri Üsküdar’da diğeri Edirnekapı’da iki külliye sipariş etmiştir. Bu iki külliyenin camileriyle ilgili de bir efsane vardır. Söylenene göre Mimar Sinan Mihrimah’a aşık olur ve Edirnekapı’daki küçük camiyi sarayın onayını almadan, kendi başına yapar ve aşkına adar. Efsaneye göre 21 Mart’ta (Mihrimah Sultan’ın doğumgünü olduğu ve adını bundan aldığı kabul edilen, gündüz ve gecenin sürelerinin eşitlendiği kuzey yarımküredeki ilkbahar ekinoksunda) günbatımında, eğer iki camiyi birden görebileceğiniz bir noktadaysanız, güneşin Edirnekapı’daki caminin tek minaresinin ardından batarken ayın Üsküdar’daki caminin iki minaresi arasından yükselmekte olduğu görülür. Mihrimah Sultan Hamamı 12 kolon üzerine oturtulmuş kare biçimli bir camekan alanına sahiptir. Sıcaklık bölümü 4 halveti, 4 eyvanı ve sekizgen mermer göbektaşıyla büyük bir kubbenin altında yer alır. Ayrıca binanın tarihi değerine zarar veren gereksiz eklemeler olduğu için eleştirilen bir havuz ile bir de jakuzisi bulunmaktadır.
 

FİRUZAĞA HAMAMI

Firuzağa Hamamı Çukurcuma Caddesi üzerindedir. 1831’de yapıldığı tahmin edilen hamam Bostanbaşı Hamamı olarak da bilinir, ancak Firuzağa Hamamı adı Firuzağa Camii’ne yakınlığı dolayısıyla semt sakinlerince daha çok kabul görmüştür. Hamamın dışı çimentoyla inşa edilmiş ve mozaiklerle kaplanmıştır. Ahşap bir camekanı, iki halveti ve sıcaklık bölümünde kare bir göbektaşı bulunur. Hamam belli zamanlarda kadınlara, belli zamanlarda erkeklere hizmet vermektedir.

Bu yazıyı okuyanlar bunları aldı...

El Yapımı Hamam Sabunu (Çini) El Yapımı Hamam Sabunu (Çini) 30,00 TL

İstanbul Hamam Seti İstanbul Hamam Seti 200,00 TL

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?