Anasayfa > Şehir Hatları > Tarih

Tarih

5 Aralık 2014  |  2 yorum  |  Zeynep Bakır

Çam ağacı mı Akçam ağacı mı?

Tüm kitaplarını neredeyse okuduğum, defalarca röportaj yaptığım, eğer tarih okuyan bir öğrenci olsaydım asistanı olmaktan, notlarını bilgisayara geçirmekten, bir çay demleyip ikram etmekten onur duyacağım Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın çam ağacıyla ilgili anlattığı bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim. Masal olarak da dinlenebilir, gerçek de olabilir. Ama ben efsaneyle gerçek arasında duran o hikâyelere bayılırım.

Çam ağacı mı Akçam ağacı mı?

Türkler, Orta Asya’dan göç etmeden önceki ve tek tanrılı dinlere geçmeden önceki yıllarda, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir Akçam ağacı bulunduğuna inanırlarmış. 

Bu ağacın tepesi, gökyüzünde oturan tanrı Ülgen’in sarayına kadar uzanıyormuş. Bu ağaca da Hayat Ağacı deniliyormuş. 

O günlerin inanışına göre, “Tanrı kâinatta var değildi, kâinatı yaratandı, tek hâkimdi, hiçbir şeye benzemezdi, canı veren de o idi, alan da. Hayat ağacı da tek idi, canlıların hayat kaynağı idi, daima canlı ve diri idi. Hayat ağacı ve üzerindeki Kartal motifi; hayatın başlangıcını, insanın yaratılışını; dünyadan uçmayı (ölmeyi)  temsil ediyordu.
İnsanların koruyucusu Tanrı Ülgen, gökteki sarayında oturarak geceyi, gündüzü, güneşi yönetiyordu.”

İnançlara göre, gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece ile gündüz savaşıyordu. Uzun bir savaştan sonra da gün, geceyi yenerek zafer kazanıyordu.

Güneşin yeniden doğuşu; bir  ‘yeni doğum’ olarak algılanıyordu. Yeni doğum 22 Aralık’ta “Nardugan” bayramı olarak Akçam ağacı altında kutlanıyordu. Güneş’in geri verdiği Ülgen’e dualar ediliyordu. Nar, güneş anlamına geliyor, dugan ise doğmak.
Duaların tanrıya gitmesi için, ağacın altına hediyeler konuluyor; dallarına bantlar bağlanarak o yıl için tanrıdan dileklerde bulunuluyordu. İnanca göre, tanrı bu dilekleri yerine getiriyordu.
Bu bayram için evler temizleniyor ve güzel giysiler giyiliyor; ağacın etrafında şarkılar söylenip, oyunlar oynanıyordu.
Yaşlılar, büyükbabalar ve nineler ziyaret ediliyor; aileler biraraya gelerek birlikte yeniliyor, içiliyordu. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömrün çoğalacağına, bayramın uğur getireceğine inanılıyordu.

Bu hikâyenin sonu bugünkü çam ağacı süsleme geleneğinin atası olarak Akçam ağacı gösteriliyor. Öyle ya da böyle her inanışın köküne ve esinlenilen kaynağına baktığınızda bu tür karakteristik özelliklerle karşılaşıyoruz. Bizim çam ağacımız da Akçam ağacından olsun. Hayat Ağacı’na kurdeleler bağlayıp, altına hediyeler koyalım. Yeni yıla hatalarımızı tekerrür etmeden yeni umutlarla girelim.

Bu yazı hakkında toplam 2 yorum bulunmaktadır. Sizde yorum ekleyebilirsiniz >

Yorumlar

Keriman Gül
Yazan: Keriman Gül   10.12.2014 20:31:04 - 20:31:04Çok güzel, elinize. Sağlık.... Huzur ve sağlıkla Sahi bir yıl gelsin hepimize
Ali Kemal Bulunmaz
Yazan: Ali Kemal Bulunmaz   14.12.2014 15:40:10 - 15:40:09Evet hatalarımızı tekrar etmediğimiz huzur dolu bir yıl olsun

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?