Anasayfa > Şehir Hatları > Şehir Kültürü

Şehir Kültürü

1 Nisan 2015  |  0 yorum  |  Zeynep Bakır

Keşke Shakespeare Romeo ve Juliet’i yazmadan önce İstanbul’u görseymiş

Adem’in Havva’ya çiçek uzatması, en az Havva’nın Adem’e elma uzatması kadar resmedilmiş olmalı.

Keşke Shakespeare Romeo ve Juliet’i yazmadan önce İstanbul’u görseymiş

Doğanın insanlara hediyesi sayabiliriz çiçekleri... Biz de doğanın bu hediyesini başka insanlara hediye etmişiz tarih boyunca... Napolyon, karısı Josephine'e her evlilik yıl dönümünde menekşe hediye etmiş mesela... Fransa’da menekşe aşkı temsil eden bir çiçektir o yüzden... Karanfil ise Yunanlıların taç giyme törenlerinde kullanılmış. Krizantem Japonya’da uzun ve sağlıklı yaşamak için şaraba karıştırılarak içilen kutsal bir çiçek olmuş. Peki, ya bu toprakların?   

Adı bir devire bile verilen Lale çiçeği bu toprakların sembolü olmuş Selçuklu’dan bu yana. Osmanlı Dönemi’nde saray bahçelerini ve İstanbul sokaklarını süsleyen tek çiçek olma özelliğini taşımış bir dönem. Örneğin; Fatih Sultan Mehmet bir bahçıvandı ve seferlerden arta kalan boş vakitlerinde sadece Topkapı Sarayı’nın bahçesinde lale yetiştirerek dinlendiği söylenir. Fransız şair ve devlet adamı Lamertin’in anılarında Türklerin laleyi çok sevdiğinden bahseder. İngiltere’den İstanbul’a ziyarete gelen Miss Julia Prabe adındaki bir kadınsa; “Keşke Shakespeare, Romeo ve Juliet’in bahçe sahnesini yazmadan önce Boğaziçi’ni görseymiş” demiştir. O dönem turist olarak İstanbul’a her gelen kişinin yanında mutlaka birkaç lale soğanı götürmesi neredeyse adetten sayılmaya başlanmış. 

Kaynak: Beşir Ayvazoğlu’nun ‘Güller Kitabı / Türk Çiçek kültürü Üzerine Bir Deneme’  ve ‘Ateş Çiçek Lâle’ adlı kitaplarından alınmıştır. 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?