Anasayfa > Şehir Hatları > Yerel Ekonomi

Yerel Ekonomi

10 Temmuz 2014  |  3 yorum  |  Ali Deniz Uslu

Mânâ Yıldız: Tasarımlarımda hareket var!

Mânâ Yıldız'ın tasarımlarında hareket var. Çünkü renkleri, dokuları ve ritimleri iyi tanıyor.

Mânâ Yıldız: Tasarımlarımda hareket var!

Tasarımı hayatın bir parçası olarak görüyor. Şekil, renk, doku ve orantının doğru şekilde bir araya gelmesini tasarım olarak tanımlıyor. Onun için her iyi fikir bir tasarım. Her eserinde ise meraktan yola çıkıyor. Tasarımlarını aklına takılan görüntülerden ve onların verdiği hislerden yola çıkarak şekillendiriyor. Yıldız'ın tasarımları yaşıyor... Hatta tasarımlarındaki organiklik onları birer insan gibi izlemenizi sağlıyor. Yıldız'ın İstanbul ile arasındaki bağ ise özel. Bu şehri daha iyi tanıyıp, ondan daha çok beslenebilmek için merakını hiç kaybetmiyor. En çok da Karaköy'de kendini İstanbullu olarak hissediyor. Peki, Sahi için Mânâ Yıldız neler hazırladı. İlk olarak renkli Türk kahvesi fincanlarını ve onlara uygun porselen tepsileri görmeniz gerekli...

- Kimdir Mânâ Yıldız? Hikayenizi anlatır mısınız biraz.

Endüstriyel tasarım eğitimimi Hollanda’daki Design Academy’de tamamladım. Akademiden sonra kendimi tasarım konusunda eğitmeye devam ettim. Hollanda’daki kütüphanelerde ilgilendiğim mimarların, heykeltıraşların, çeşitli tasarımcıların çalışmalarını kitaplardan uzun saatler inceledim, düşüncelerini anlamaya çalıştım. Aynı zamanda çeşitli ülkelere seyahat ederek farklı coğrafyaları ve kültürleri, dolayısıyla çok çeşitli renkleri, dokuları, farklı ritimleri tanıdım. İstanbul’a geldiğimde tasarıma yine detaylı bir araştırma ile başladım ve hakim olduğum materyal, porselen için kendime bir atölye kurdum. Şu anda porselen masa ürünlerinin yanı sıra mobilyalar tasarlıyorum. 

-Tasarım herkesin konuştuğu ama pek anlamadığı bir kavram. Sizdeki karşılığı nedir?

Tasarımın kendi içinde çözümlenmesi gereken şekil, renk, doku, orantı gibi birçok katmanı var. Bunlar doğru şekilde bir araya getirildiğinde ortaya vurgulu, belirgin objeler çıkıyor. Tasarımın öncesinde bir çok eskiz, samimi bir araştırma ve inşa süreci gibi detaylı bir çalışma bulunduğundan, ben tasarımın ilk bakışta her yönünü gözler önüne sermemesini ama çok katmanlı bir düşüncenin ürünü olduğu hissini vererek değerini ortaya koymasını seviyorum. Kişide merak uyandıran, onu daha yakından inceleme isteği uyandıran tasarımlar, estetik duruşu ve anlatımı ile yaşantımıza değer katar, günlük ritüellerimizi zenginleştirir. 

- Yaratım süreciniz nasıl işliyor? Bir matematiği var mı yoksa biraz duygusal bir süreç mi?

Tasarımlarımı aklıma takılan görüntülerden ve onların kişiye verdiği hislerden yola çıkarak şekillendirmeye başlıyorum. Vücut dilimizi kullanırken sergilediğimiz tavırların ve mimiklerin, çevresine uyumu ya da kopukluğunda ilginç bir görsel enerji var. Tavırlarımız aklımızdan geçenleri sessiz bir şekilde söyleme yolumuz. Bana bir ürünü şekillendirirken en çok ilham veren bu sessiz diyalog. Mesela doygun hacimli bir bardağı tutarken kişinin aklında vücuda dair bir referans uyanabiliyorsa, ben o tasarımı ilginç ve başarılı buluyorum. 

-İlk tasarımınıza gidelim biraz da. 

Balmumundan yaptığım boya kalemlerim çalışma tarzımı doğru anlatan ilk tasarımım diyebilirim. Kendi beden renklerimi analiz ederek, bana ait yağlı boya kalemleri hazırladım. Renklerini muhafaza etmek için bunları yine ten rengine yakınlığından ötürü tercih ettiğim Armut ağacından hazırlanmış, 1 metre uzunluğundaki boya kutusuna yerleştirdim. Burada benim çalışma şeklimi anlatan detaylı bir araştırma süreci var. Boya kalemlerim için balmumu ve pigmentlerden kendi formülümü oluşturdum.

ŞEKİLLERİ DOĞRU RENKLERLE EŞLEŞTİRMEK ÖNEMLİ

-Hayalinizde neyi tasarlamak var?

Bir enstitü, toplantı salonu ya da kulüp gibi farklı kişilerin bir araya geldiği, fikir alışverişlerinin, derin sohbetlerin yapıldığı, kararların alındığı bir toplanma alanı için tasarım yapmayı çok isterim. Bu mekanı renkler ve içerisindeki karakter sahibi objelerle yaşayan bir alana dönüştürmek ve kişileri nasıl etkilediğini görmek isterdim.

-Ya da “evet, bunda benim imzam olmalıydı” dediğiniz neler var?

Endüstriyel üretime girmiş ve iç mekana ait her çeşit tasarım ürünü olabilir.

-Renklerle kurduğunuz ilişki nasıl?

Şekilleri doğru renklerle eşleştirdiğinizde ifadeleri daha gür oluyor. Endüstriyel üretim renk adetlerine bir ayar ve sınırlama getirir, oysa renklerin ton yelpazesi sonsuz. Sınırlı sayıda üretim yapmanın avantajlarını renklerde de kullanıyorum. Siz bir renkte o fark ettiğiniz tonu, sınırlı sayıdaki üretiminize koyabilirsiniz. Ve bu şekilde adeta gizli bir mesajı paylaşıyor gibi özel bir rengi çevrenize yaymaya başlarsınız.

-Tasarımlarınızdaki hareket duygusu seyredilebilir türden. Siz bunu nasıl açıklıyorsunuz?

Şekil ve renklerle hareket kazandırılan ürünleri görsel olarak okumak keyif verici. Takip edilecek, göz gezdirilecek kıvrımlar, bükeyler, açılar bir insanı izlemek gibi. Ürünlerin kişiler tarafından kullanılmadığında da duruşuyla bir sesi, varlığı olsun istiyorum. Şekil bir ürünü daha sürükleyici okumaya yarıyor.

KARAKÖY'DE İSTANBULLU OLDUĞUMU HİSSEDİYORUM

- İstanbul'la aranızda nasıl bir ilişki var?

İstanbullu olmama rağmen çevremde gördüklerim üzerine konuşmak istediğimde, aslında onlar hakkında ne kadar az bilgim olduğunu fark ediyorum. Bu daha çok araştırmamı, buraya ait her şeyle daha fazla ilgilenmemi sağlıyor. Bu şehrin kaynaklarından faydalanabilmek için çok çeşitli insanlarla her fırsatta sohbet etmeyi hem seviyorum hem de çok önemsiyorum.

-Atölyeniz Karaköy'de ve Karaköy bizim için çok önemli. Tinsel bir bağımız var burasıyla. Sizin ilişkiniz nasıl?

Karaköy’de bugün de hala bir esnaf kültürü var. Sanayiye yönelik çeşitli parçalar satılıyor. Büyük paketlerin binaların içine zincirli ceraskallarla çekilmesi, vitrinleri dekore eden kilolarca bantlar, kimi zaman kaldırımların üzerine bırakılan yabancı makineler, bu semte görüntüleri ile seyredilesi bir dinamik katıyor.

-En çok nerede kendinizi İstanbullu hissediyorsunuz?

Aydınlığı, gün ışığı ile Boğaz şeridi ve hareketliliğin gün boyu devam ettiği Karaköy gibi semtlerde İstanbullu olduğumu hissediyorum. 

-Karaköy için bize önerebileceğiniz alternatif rotalar var mı?

Bugün buradaki tasarım ve sanat hareketliliğinin biraz dışında kalan, Perşembe Pazarı çevresindeki balık ve deniz ürünleri lokantaları.

- Sahi için hangi ürünleriniz var, hangileri tasarlandı, neden beslendiniz ve yaratım süreci nasıl?

Sahi için çok renkli Türk kahvesi fincanları ve onlara uygun porselen tepsiler hazırladık. Kendi kullandığım ekru, su yeşili ve pembeye ilaveten Sahi’ye özel temiz, berrak bir mavi porselen hazırladım.

TASARIMCININ ÜRETİM SÜRECİNİ YAKINDAN TAKİP ETMESİ GEREKLİ

-Tasarımın sıkıntılı yanları da var. Neler bunlar? Mesela neleri temin etmekte zorlanıyorsunuz, ya da ustalara ulaşmak, onlarla çalışmak nasıl bir tecrübe?

Tasarımcının bir ürünü istediği şekilde ortaya çıkartabilmesi için iyi bir ham maddeye ve detayları işleyebilen ustalara ihtiyacı var. Her ikisi de bugün bizim için biraz sıkıntılı. Porselen ya da ahşap olsun, ham maddelerin çoğu yurtdışından geliyor ve dolayısıyla maliyetleri yüksek. Bu da nihai mağaza fiyatlarını etkiliyor. Mesela mobilya yapmak için bizim aslında çok güzel yerli meyve ağaçlarımız varmış; kiraz, armut ağacı gibi. Ama yıllar boyu bunları kereste olarak kesip tüketmişiz. Bugün armut ağacını görmüş bir marangoz bulmak adeta imkansız. Bunun yanı sıra, ustalar tasarımcının onlara getirdiği çizimleri doğru okumaya pek alışık değil. Ölçüleri çoğu zaman yaklaşık alıyorlar, oysa çoğu zaman orada yapılan bir değişiklik ürünün kendi içindeki orantısını tamamen bozabiliyor. Bu gibi hataları önlemek için tasarımcının üretim sürecini de yakından takip etmesi gerekiyor. 

- Tasarım kültüründe neler değiştirilmeli, eksik olan yanlar neler? Ya da tasarım algısını güçlendirmek ve daha kullanılabilir yapmak için önerileriniz neler?

Bizde tasarım kültürü henüz çok yeni ve buradaki boş alanı hızlı bir şekilde, çok ürünle doldurmak yerine, tasarım mağazaları, sergiler ve workshop'larla ürünlere nitelikli bir çevre kazandırmak daha güçlü bir altyapıyı oluşturacaktır. Ne yerine neden diye sorgulamaya başladığımızda, tasarım ürünlerinin gündelik yaşantımızda daha anlamlı bir yere sahip olacağını düşünüyorum. Bunun dışında, tasarım mağazaları bugün oldukça sınırlı sayıda ve çoğu aynı güzergahlar üzerinde. Bu da ürünlerin dar bir kesime ulaşmasına neden oluyor. 

-Bir yandan da tasarıma gönül verenler için bir rehberlik yapmanızı istesem. Nereden ve nasıl başlayıp nasıl bir yol haritası çizmeliler kendilerine?

Tasarımın dışındaki ilgi alanlarına da odaklanmalarını, daha donanımlı ve çok yönlü olmalarını tavsiye ederim. Bir ürünü tasarlarken bir başka mobilyadan ilham almak yerine, güzel bir resim ya da ilginç bir seyahat tasarımcıya çok başka fikirler verebilir.

Bu yazı hakkında toplam 3 yorum bulunmaktadır. Sizde yorum ekleyebilirsiniz >

Yorumlar

Derya Deniz
Yazan: Derya Deniz   23.7.2014 18:34:40 - 18:34:39enfes röportaj olmuş. birkaç kere okudum, devamı gelse yeridir
Derya Deniz
Yazan: Derya Deniz   24.7.2014 11:40:52 - 11:40:51çok keyifli röportaj olmuş, devamı gelse de okusak
Mehmet Erden Ayaş
Yazan: Mehmet Erden Ayaş   23.8.2014 22:47:01 - 22:47:00Fincanlarınız o kadar narin, nazik ve kullanılabilir ki insan elinden bırakamıyor. Ellerinize sağlık

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?