Anasayfa > Şehir Hatları > Şehir Kültürü

Şehir Kültürü

18 Mart 2015  |  4 yorum  |  Sahi

Mart uyanış ayıdır!

Uzun ve zorlu geçen kışın ardından mart ayı soğuk günlerin sonuna yaklaşıldığı sinyalini verir. 

Mart uyanış ayıdır!

Mart uyanışın ayıdır. 21 Mart’ta gece ve gündüz eşitlenir. Doğa yavaştan canlanır. Bunun eski çağlardaki önemini ve daha sıcak havaların, uzun günlerin kapıda olmasının yarattığı mutluluğu düşünsenize… İşte Nevruz, Farsça sözcük anlamı ile “Yeni Gün” bu uyanışın bayramıdır. Eski Türklerin bayramı diyen de var,  İran kökenli diyen de. Kaydı olan en eski bilgiler Orta Asya’yı ve Türkleri işaret etse de, gelin işin bu kısmına hiç takılmayalım. Bahar her canlının baharıdır, herkese gelir, inanç ne olursa olsun.

Nevruz eski zamanların Yeni yıl başlangıcıdır.  Bu nedenle hem baharın sevincini hem de yeni bir başlangıcın coşkusunu paylaşmak için birlikte pişirip, yiyip içip eğlenerek kutlanır. Orta Asya’dan Balkanlara kadar çok geniş bir coğrafyada, bulunduğu yörenin ona yüklediği anlam ne ise, onu benimseyerek kutlanır. Bazen dini anlamlar yüklenir, bazen mitolojik öykülerle bağlantılandırılır. 

Tarih boyunca bütün Anadolu, çeşitli adlarla Nevruzu kutlamıştır. Nevruz, Türk kültüründe su ve kutsal arınmayı, yenilenmeyi, uyanan doğa ile birlikte bolluk-bereketi ve üremeyi simgeleyen anlam ve ögelerle yüklüdür. Nevruz’da ateş evrenin can kaynağı güneşi, su ise arınmayı temsil eder.  Kutlamalarda ateşin önemi büyüktür. Üzerinden atlandığında kötülüklerden, büyülerden temizlenildiğine inanılır. Bereket ve bolluğu, toprağın ısınıp uyanmasını simgeler. Üzerinden atlarken “Ağırlığım, uğurluğum sende kalsın”, “kırmızılığın bana, sarılığım sana” gibi dileklerde bulunulur. 

Eski Türklerdeki su kültü Nevruz’a da taşınmıştır.  Arınmayı, hastalıklardan kurtulmayı simgeler. Sabah erkenden tüm su kaplarındaki sular yenilenir, taze su içilir, hayvanlara içirilir, çimlendirilmiş buğday taneleri suya bırakılır. Böylece pınarların, dere, ırmak, göl ve denizlerin iyi olduğuna inanılan ruhları yardıma çağrılmış olur.  Bazı yörelerde gençler suya üç kere dalıp çıkarlar ki o sene içinde hastalık bedene uğramasın, kısmetleri açılsın, dilekleri gerçekleşsin. 

İslamiyet sonrası Nevruz’a çeşitli dini bağlantılar ile anlamlar yüklenmiş olsa da kutlamaların şekli üç aşağı beş yukarı devamlılık göstermiştir. 

Nevruz şenlikli, coşkulu bir bayram olarak kutlanır da yiyecekler önemli olmaz olur mu? Nevruz’u kutlayan her kültür elinde olan ile paylaşılacak büyük bir sofra hazırlamayı adet edinmiştir. Balkanlardan Orta Asya’ya uzanan bu geniş yay üzerinde bakalım neler pişirilir, neler aşırılır, Nevruz ile kutsanan topraktan neler niyaz edilir.

Nevruz’a hazırlık kırk gün öncesinden başlar. 21 Mart’tan önceki dört Çarşamba çeşitli eğlencelere ayrılmıştır. İlk Çarşamba “haberci” dir ve hazırlıkların başlama işaretidir. Ev içinde ve çevresinde büyük temizlik yapılır ve yemek için tedariklere başlanır. Yeni elbiseler alınır, ateş yakmak için odun toplanır. 

İkinci ve üçüncü çarşambalar hazırlıklar hızlandırılarak devam ettirilir, “semeni” suya konur. Bu çimlenmesi için suya bırakılan çimen tohumudur. Bundan daha sonra helva yapılır, mezarlıklarda dağıtılır ve eve gelenlere ikram edilir.  

İkinci Çarşamba’dan sonra gençler ve çocuklar soğan kabuğu ile haşlanarak boyanmış yumurtalarını sokaklarda bir araya gelerek tokuştururlar.  

Ahır (son) Çarşambaya girilen Salı gecesi ataları anmak için mezarlıklara gidilir. Azerbaycan, Türkistan ve diğer yörelerde mezar ziyaretleri önemlidir. Anadolu’da  Tahtacı Türkmenleri 22-23 Mart’ta ölülerini yedirip içirmek üzere mezarlıklara yollanırlar. Kabirler öpülür, mezar üzerine şeker ve tatlı bırakılır, etraf  temizlenir. Bazı yörelerde kahve içilip, yemekler yenir. Eğlenceler günden geceye uzanır. Yemek ile helva özellikle fakirler gözetilerek dağıtılır. Ölmüşlerin ruhuna Kuran okutulur. Nevruz’da bayramdan önce fakir, hasta ve zor durumda olan kişilere para, giyecek yardımı yapılır ve daha sonra, bayram günü yapılan bayram aşından pay verilir. 

Özbekistan’da çok güzel bir adet vardır. Nevruz günü insanlar birbirlerine şeker, bal ve tatlı hediye ederler. Bu yeni yılda günleriniz tatlı olsun anlamındadır. Ayrıca insanlar birbirlerine çiçekler hediye ederler, su serperler. Bu, yıl boyunca su çok olsun, sağlık olsun demektir. Bayram günü birbirlerini kucaklayıp, kutlarken konuşmaya başlamadan önce üç kaşık bal yalamak, taze zeytin yağını sürmek de en eski âdetlerindendir.

Nevruz’da çocuklar  da unutulmaz. Bayramdan bir gün önce çocuklar kapı kapı dolaşıp, çeşitli maniler söyleyerek bayram paylarını isterler. Bir ucunu tuttukları şalı kendileri görünmeden kapıdan içeri sallarlar. Evdekiler de şala bağladıkları kuruyemiş, boyanmış yumurta, şekerleme, çorap, mendil gibi hediyelerle çocukları sevindirir. 

Nevruz günü geldiğinde, önce ateşler yakılır, üzerinden atlanır. Daha sonra eve gelindiğinde Nevruz sofrasına oturulur. Coğrafyadan coğrafyaya farklılık gösterse de her kültürde Nevruz Sofrasının çok zengin bir sofra olmasına özen gösterilir. Öncelikle pilavlar bu sofranın her yörede vazgeçilmez  yemeğidir. Tarifleri bölgeden bölgeye farklılık gösterse de, Nevruz’un kutlandığı her yerde pilav sofraların baş köşesinde yerini alır.  Et yemekleri, kavurmalar, Kırgızların tirit benzeri yarma ile yapılan “Nevruz göcü” veya Özbeklerin “sumalak” dedikleri çeşitli bakliyat ile zenginleştirilmiş yarma yemeği gibi yemeklerin yanı sıra boyanmış yumurta, çeşitli kuruyemiş (yeddilevin) çeşitleri ve çimlenmiş semeni bulunur. İçecek olarak da kuru meyvelerden evde hazırlanan (erik, kayısı, üzüm, elma, armut gibi) içecekler de sunulur. Sofra başında aile fertleri birbirini tebrik eder, yaşlıların işaretiyle yemeye başlanılır.  Bazı yörelerde Nevruz sofrasında “s” harfiyle başlayan yedi çeşit yemek hazırlanır. Yörükler Nevruz kurbanı keserler. Bereket simgesi kabul edilen Hızır ve İlyas’ın evleri ziyaret etmesi için kapı önüne un serpilir. 

Manisa’nın ünlü “mesir bayramı” da Nevruz günü kutlanır. Türlü otlar, baharat ve çiçeklerden alınmış maddelerle yapılan macun, küçük kâğıtlara sarılır ve minareden atılır. Bu macunun her derde iyi geldiği, şifa dağıttığına inanılır. 

Nevruz Osmanlı devrinde de kutlanmıştır. Güneş koç burcuna girdiği anda Nevruziye adı verilen macun veya tatlı yemek adet olmuştu. Müneccimbaşı Nevruz günü padişaha yeni yıl takvimini sunar, karşılığında “Nevruziye Bahşişi” alırdı. Sadrazam ise padişaha “Nevruziye Pişkeşi” olarak donanmış atlar, silahlar ve pahalı kumaşlar gibi hediyeler verirdi. 

2009’da Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, Nevruz’u Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi ‘ne dahil etmiştir. 2010'dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 3000 yıldan beri kutlanmakta olan  bu bahar şenliğini,  21 Mart’ı “Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmiştir. 

Yukarıda geçmişi binlerce yıla dayanan bir çok güzel adetten bahsettik. Haydi gelin bu sene 21 mart’ta, siz de evinizde baharın gelişini kendi meşrebinizce kutlayın. Çiçekler verin, sofralar kurun. Ağzınızın tadı hep yerinde olsun. Nevruz’unuz kutlu olsun. 

Petek Çırpılı

Bu yazı hakkında toplam 4 yorum bulunmaktadır. Sizde yorum ekleyebilirsiniz >

Yorumlar

Neslihan Kardeş
Yazan: Neslihan Kardeş   20.3.2015 19:25:03 - 19:25:03Her şey var yazıda, güzel derlemişsiniz
Kemal Yanal
Yazan: Kemal Yanal   20.3.2015 19:34:23 - 19:34:23Bahar her canlının baharı işte bu çok doğru
Sergen Yılmaz
Yazan: Sergen Yılmaz   21.3.2015 20:41:55 - 20:41:55İşte böyle güzel anlatmışsınız
Pınar Tarcan
Yazan: Pınar Tarcan   23.3.2015 10:36:10 - 10:36:10Uyanmaya ihtiyacımız olan şu günlerde çok iyi geldi! Mesir bayramını hatırlatmanız da çok iyi olmuş, çok keyif aldım yazıdan...

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?