Anasayfa > Şehir Hatları > Rengarenk

Rengarenk

21 Ağustos 2014  |  1 yorum  |  Zeynep Bakır

Sembolleşiriz biz.

Okul önlüğünü giymezden önce türlü icatlar geliştirirdik konuşmadan anlaşabilmek için.

Sembolleşiriz biz.

Sonra sonra öğrendik ki bu genetik bir durummuş. İnsan olan birbiriyle sembolleşirmiş. Atalarımız da böyle böyle anlaşmayı bilmişler hiç ses etmeden... Birsen Tezer’in “Cihan” albümünde Bilsen adında bir şarkısı vardır şarkıda der ki “İki göz yeter görmeyi bilsen, gönül seslenir bir duyabilsen.” Diyeceğim şu ki, bu topraklarda olan her şey aşkla ilgilidir. Ve Türk geleneğini oluşturan sembol ve motiflerin hikâyeleri çok mistiktir, çok derindir. İster vücuduna nakşettir ister koluna bilezik, kulağına küpe... 

Sayısız semboller arasından ben sevdiklerimden söz açayım... Mesela ‘eli belinde’ motifi vardır ki en sevdiğim... Analığı ve doğurganlığı simgelediği gibi uğur, bereket, mutluluk ve neşeyi de anlatır tek seferde. Doğurganlık bu hislerin hepsini beraberinde getirdiğinden olsa gerek... Doğuran güçlü kadına tapınmanın ilk kez İ.Ö 7 bin yıllarında Mezopotamya’da başladığını düşünürsek ‘elibelinde’ motifi anatanrıçayı da semboller. Dişilerin insan yavruladığını gören ilk insan kadını tanrılaştırmış ve üzerine hikâyeler yazmıştır. Bu motif de o zamanlardan günümüze ulaşan insanlığa en özel mirasıdır bana kalırsa. 

Yılan çok bilinir. Türlü hikâyelerde, sinemada, kendini gösterir. Temsil ettiği düşünce peşinden koşar insanoğlu kendini bildi bileli.. İnsan ruhunun gücünü ve ölümsüzlüğü semboller. Ölümsüzlüğü anlatması yılanın deri değiştirmesinden gelir. Yılan sembolünün bu yüzden mitte dokunulmazlığı vardır. 

En sevdiklerimden biri de nazar değmesin diye Anadolu insanının nazar boncuğu yerine pıtrak kullanmasıdır. Pıtrak tarlalarda bulunan, dikenleriyle insanlara ve hayvanlara yapışan bir bitkidir. Pıtrağın üzerindeki dikenlerin kötü gözü uzaklaştırdığına inanmışlar ve ‘pıtrak gibi’ değiminden de anlaşıldığı gibi tarlanın bereketinden de sorumlu tutmuşlar. O yüzden Anadolu’da bir köye gittiğinizde bir buğday çuvalının üzerine işlendiğini görürseniz bu hikâye aklınıza gelsin. Semboller durdukları yerde konuşurlar işte... İlk mağaralarda çizilmiş el sembolü yaratıcılığı temsil ederken, kuş özlemi anlatmış, hayat ağacı, sürekli gelişen ve değişen evreni tasvir etmiş. Birsen Tezer’in dediği gibi; “İki göz yeter görmeyi bilsen, gönül seslenir bir duyabilsen.”

Bu yazı hakkında toplam 1 yorum bulunmaktadır. Sizde yorum ekleyebilirsiniz >

Yorumlar

Mustafa Yıldız
Yazan: Mustafa Yıldız   24.8.2014 10:08:12 - 10:08:12Sembolleşiriz biz çok çekici bir başlık olmuş,elinize sağlık

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?