Anasayfa > Şehir Hatları > Zanaat

Zanaat

30 Ekim 2014  |  9 yorum  |  Ali Deniz Uslu

Seramik Ruhtur...

Nuray Ada'nın yarattığı her eserde insanı kendine çeken bir samimiyet var.

Seramik Ruhtur...

Seramik sanatının kutsal isimlerinden biri olması bu yüzden kaçınılmaz. Mesela ben hangi ürününü elime alsam bundan büyük keyif alıyorum. Kendimi özel hissediyorum! Bazen seyretmek bile hoşuma gidiyor. Bunun sırrı nedir merak ettim hep. Nuray Ada'yla da buluşmak bu yüzden önemliydi. “Cevabı buldun mu?” derseniz; evet, buldum. Söyleşimizi okuyunca sizler de bulacaksınız diye düşünüyorum. Nuray Ada'yla konuşmak çok keyifli, tavrı ve ruhu ile etkileyici bir kadın. İnandığının peşinden koşanlara özgü duruşu hemen sizi sarıyor. “Kafa göz yararak bu günlere geldim” demesi de bundan belki de. Sadelik eserlerinde ön koşul, içine sinmeyen hiç bir şey çıkmıyor atölyesinden. Bu konudaki direnci de gün geçtikçe artıyor! İstanbul'un tenha saatlerinde, boş sokaklar yürümeyi seviyor. Ona ıssız bir saatte Gülhane Parkı'nda rastlamanız bu yüzden olası. İşte anlattıkları...

-Seramik ruhla yoğrulan, emek ve tecrübe ile zenginleşen bir uğraş.  Sizin hayatınıza nasıl sızdı, nasıl bugünlere geldiniz?

Yirmili yaşlarımın başında bir süre yurtdışında yaşarken hobi niyetine başladım seramiğe. O yıllarda bu kadar yaygın değildi Türkiye'de. Fırın edinmek, sir ve malzeme bulmak çok dertliydi. Zor şartlarda çalıştığım atölyelerde en çok torna çekmek cazip gelirdi. İlerki yıllarda kurs verip torna öğretmenliğinin temelini aldığım Menemen'li Hasan ustanın hakkını ödeyemem. Zaman içinde kendi fırınım oldu, kafa göz yararak bu güne geldim!

-Dolu dolu bir hayatınız var. Yaşadıklarınız, yaşanmışlıklarınız eserlerinize nasıl yansıyor?

Önceleri malzemeyle cebelleşmekten stilini yakalamak zaman alıyor. Yaşam biçimimin şekillenmesiyle birlikte “sadelik” ön koşulum oldu üretimimde. İçime sinmeyen renk, şekil çok nadir çıkıyor atölyemden. Bu anlamda son senelerde direncim oldukça gelişti.

-İlk atölyenizi kurmanız sanırım 1985 yılına denk geliyor.  Şimdi de evinizi alt katı atölyeniz. Bu yakınlığı seviyor olmalısınız?

Bu konuda çok şanslıyım. İlk atölyem de iki dönümlük bir bahçe içindeydi. Turunç ağaçlarının arasında en acemi ama en mutlu ürettiğim yıllardı. Son 18 senedir de Beyoğlu-Tünel'de evim ve atölyem, aynı binada. Yine çok şanslıyım, çünkü her geçen yıl artan atölye yoğunluğunun altından kalkamazdım başka türlü. Sabahları erken işe koyulup öğleden sonra mutlaka es veriyorum. Sonra tekrar atölyeye inip devam ediyorum. Böylece günüm iki kat arasında geçiyor.

-Bir dönem uzun süre torna kursları da verdiniz. Kimler katılıyordu, onlar sizden neler aldı, siz onlara neler verdiniz?

Tam 15 sene kurs verdim. İlk öğrencim Alman Lisesi'nde öğrenciydi. Geçen sene üniversiteli öğrencileriyle atölyemi ziyaret ettiler. Ali Nesin'le birlikte vakfa atölye kurduk. Oradaki çocuklara da kurs verdim. Bankacı, genel müdür, hukukçu, mimar, her çeşit öğrencim oldu. Çok sıkı üç sanatçı (Yasha Butler, Gamze Eskinazi, Tulya Madra) atölyemde çamurla ilk tanıştılar. Bu sayede çok değerli dostlarım oldu.

BEYAZ, GRİ, FÜME VE SİYAH BANA İYİ GELİYOR

-Eserlerinizde renk çok önemli. Nasıl bir renk dünyanız var? 

Rengi doğada seviyorum; ağaçta, çiçekte, denizde, gökyüzünde, toprakta... Kendi yaşam alanımda fazla renk sevmiyorum. Beyaz, gri, füme ve siyah bana iyi geliyor.

-Kırmızı ve siyah beni çok etkiliyor mesela eserlerinizde. Sizde karşılığı nedir?

Kırmızı enerji veriyor, siyah ise kararlı.

-Bir de hepsi kişiye özel yapılmış hissini veriyor.

Öyle hissediliyorsa ne mutlu!

HER TÜRLÜ KALİGRAFİ İLGİMİ ÇEKİYOR

-Eserlerinize uyguladığınız isimleri seçmeniz, motifler ve onlara yüklediğiniz anlam... Yaratım süreciniz bu anlamda nasıl işliyor ve nerelerden besleniyorsunuz

Her türlü kaligrafi ilgimi çekiyor. Çin, Japon, Osmanlı... Kitaplardan, sergilerden ya da çerçevelenmiş bir şekilde duvarda asılı karşıma çıkabiliyorlar. Öncelikle görsellik önemli benim için. Kullandığım yazının anlamıyla beraber grafiği eşit önemde diyebilirim.

-Huzur, güzellik ve iyilik mesajları işliyorsunuz... Bu da alıcı ile tinsel bir bağ kurmak anlamını geliyor sanırım.

Öyledir herhalde! Örneğin en son “selam” anlamında Ürdünlü bir sanatçının yazısını buldum ve çok sık kullanıyorum. Hem anlamı güzel hem de yalınlığı, seramiğin üzerindeki duruşu çok içime siniyor. Dükkanlardan gelen bilgilere göre Malezya, Almanya ve Amerika ilk satıldıkları coğrafyalar. Sanki oralara bizden "selam" gitmiş gibi hissediyorum..

GÜLHANE PARKI'NIN ISSIZ SAATLERİNİ SEVİYORUM

-Yürümeyi çok seviyorsunuz. Belki de yürüyerek düşünüp, yürüyerek dinleniyorsunuz. Yaratım sürecinizin de bir parçası mı yürümek? 

Bir başınalık benim sık ihtiyaç duyduğum bir hal. Yürürken de sık rota değiştirmeyi seviyorum. Bu da tek başınayken kolay oluyor. Bir yandan da olanı biteni düşünmek, plan yapmak, çevreye, insanlara bakmak iyi geliyor. Hele bir de doğaya yaklaşmak( kolay olmasa da) kafamı tazeliyor

-İstanbul'daki yürüme rotanız nasıl?

Şehrin göbeğinde yaşadığım için toprağa basma şansım az. Bazen Kabataş'a dişimi sıkarak yürüyüp kıyı kahvesinde oturup denize bakıyorum. Sultanahmet'e gidip aşağılara inmeyi seviyorum. Hele pazarları erken saatlerde en yoğun sokakları boş bulmak şaşırtıyor her zaman. Gülhane Parkı'nın ıssız saatleri de inanılmaz etkiliyor beni. Eskiden Boğaz'da daha sık yürürdüm. Artık trafik, zamansızlık caydırıyor.

HAYATIMLA FAZLA HESAPLAŞMIYORUM

-Hayatla aranız nasıl, istediklerinizi alabildiniz mi ondan? 

Hayatımla fazla hesaplaşmıyorum. Bugün beni ben yapan yaşadıklarım. Tabii ki hayal kırıklıklarım var. Her geçen gün artan bir gerginlik var toplumumuzda. Kabalıklara, estetik noksanlıklara içerliyorum. en çok da etrafımdaki gençlerin sıkışmış, umutsuz ruh hallerine üzülüyorum.

-Ve tabii İstanbul. Günahıyla sevabıyla seviyoruz bu şehri. Hem iyimserlerin cehenneminde İstanbul hala vazgeçilmez. Şehir ile ilişkiniz ne alemde?

Ben buralı değilim. Annemlerin Beyoğlu anıları eskiden çok klişe gelirdi. Markiz Pastanesi, şapkalı gezmeler filan... Ona rağmen son senelerde yaşadığım semtteki plansız, emrivaki dönüşümün süratini dehşetle izliyorum. Yıkılan sinemalar, dükkanların marka mağazalara dönüşmesi, caddenin başarısız taş döşemeleri ve kocaman Avm'ler, hangi birini sayayım... Daha bu sabah tarihi dekoru, merdivenleri, asma katıyla olağanüstü değerli, güzel bir dükkanın bembeyaz ışıklı bir mücevherciye dönüştüğünü gördüm! 

SAHİ'NİN ÇİZGİSİNİ BEĞENİYORUM

-Butik bir çalışma anlayışınız var. Ama piyasa koşulları da sert ve vahşi. Bu anlamda üretim sürecinizi nasıl yönlendiriyorsunuz?

İşime bayılıyorum! Yorgunluk filan teferruat. Talep edilenin en iyisini karşılamak için elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum ama ticari boyutu çok yıpratıcı. Hele benim gibi para işlerinden fazla anlamayanın işi zor. Ancak son senelerde müşteri seçme lüksüne kavuştum diyebilirim. Sevmediğim alış-veriş ilişkisine çoğunlukla yanaşmıyorum.

-Sahi ile birlikteliğinizden bahsedelim biraz da. Hangi ürünleriniz var, ve başkaları gelecek mi?

Sahi'nin çizgisini beğeniyorum. Ürün tercihlerinde dilimiz tutuyor. Dikkatli seçimleri var. Benim yıllardır gönül verdiğim hat sanatını stilize edip uyarladığım parçaların dışında geleneksel yorumları sadeleştirip kullandığımız ürünleri üretiyoruz. Zaman içinde farklı ve talep gören yenilikler deneyeceğimizi umuyorum. 

Bu yazı hakkında toplam 9 yorum bulunmaktadır. Sizde yorum ekleyebilirsiniz >

Yorumlar

İsmail Kaygusuz
Yazan: İsmail Kaygusuz   8.11.2014 14:15:54 - 14:15:54kimler, ne değerler var da tanımıyoruz... harika bu röportaj
Aynur Doğa
Yazan: Aynur Doğa   8.11.2014 15:48:54 - 15:48:53belki biz de hayatımızla fazla hesaplaşmamalıyız, ne güzel şeyler söylemiş Nuray Ada...
Serdar Kayık
Yazan: Serdar Kayık   8.11.2014 16:13:56 - 16:13:56okudukça daha çok okunacak yazılar var burada... Hem bunca özel insan varmış da biz bilmiyormuşuz bu da bizim ayıbımız, başarılar...
Kader Aydın
Yazan: Kader Aydın   9.11.2014 13:07:56 - 13:07:56Enfes!!!
Kutlu Osmangil
Yazan: Kutlu Osmangil   10.11.2014 16:12:01 - 16:12:01güzellikler birbirini bulmuş burada
Ebru Nida
Yazan: Ebru Nida   10.11.2014 20:28:42 - 20:28:42Istanbul a gelmek icin iyi bir neden Sahi
Derya Sezer
Yazan: Derya Sezer   22.11.2014 12:52:27 - 12:52:26ellerinize sağlık güzel olmuş
Cem Ali Gündüz
Yazan: Cem Ali Gündüz   23.11.2014 14:30:01 - 14:30:01Nuray Ada büyük bir zaanatkar, çok da iyi anlatılmış. Eserleri de enfes, biraz pahalı ama elbette değer... Karga ile alırsak başlarına bir şey gelmez değil mi? Ya da Karaköy'e gelip almalı...
Administrator
Yazan: Administrator   24.11.2014 - 12:51:55Merhaba Cem Bey, Mağazamızdan temin edebileceğiniz gibi, web sitemizden de sipariş verebilirsiniz. Seramik ürünlerimiz, güvenli bir şekilde paketlenerek kargoya verilmektedir.

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?