Anasayfa > Şehir Hatları > Zanaat

Zanaat

21 Şubat 2015  |  0 yorum  |  Sahi

Sevim Ataner; İhram sanatı yaşamalı

Sevim  Ataner, Bayburtlu. 12 yaşından bu yana da ehram dokuma sanatıyla ilgileniyor. Ne bir ara vermiş ne de bu sanatı terk etmiş. Zaten aileden geliyor mesleği de. Annesinden öğrenmiş her türlü detayını. Hem ihram dokuma sanatını da hiç kolay sanmayın. Bu sanatı icra ederken, önemli noktalarını ihmal etmemek gerek.

Sevim Ataner; İhram sanatı yaşamalı




Dilerseniz sözü Sevim Ataner'e bırakalım:

Biz akkoyun ve karakoyunun sağılan yününü kullanıyoruz. İhramlık yün, yılda bir kaz kez çevre köylerden geliyor. Temmuz ayı boyunca kırpılan koyunların yünlerini alıyoruz. Bu yünler, Çoruh Nehri'nde yıkanıyor. Kurutuyoruz,  temizliyoruz sonra da güneşe seriyoruz. Yün tarağıyla tarayıp, eğirip, iplik yapıyoruz. 

Öyle çok da kolay bir süreçten geçmiyor bu işlemler. A'dan Z'ye, dört metrekaresi 45 günde yapılıyor; yıkanma, taranma, eğrilme, çözgüyü hazırlama ve dokuma süreçleri meşakkatli. Ataner, ihramda kesinlikle boyama olmadığını, üstündekilerin doğal renkleri olduğunu söylüyor. 

Bu geleneğin her detayı özel. “Dokuma tezgahlarımınız tarihi belli değil. Biz hep öyle bildik, gördük. Çok eskiler” diyor, “Bayburt'ta ehram dokuma sanatı 80'li yıllara kadar evlerin yüzde 90'ında vardı. Sonra azaldı. Baksı müzemizin, Hüsamettin Koçan'ın desteği ile ihram canlandı. Hocamız bana “Usta üreticilik yapar mısın?” diye teklif etti. Kültür Bakanlığı'ndan araştırmacılar da beni buldu. Fuarlara gittik, gezdik. İşte bu şekilde ehram tekrar hayat buldu. Yine de şu an Bayburt'ta toplam on tezgah ya var ya yok.” 

Fuarların çok da büyük katkısı olmuş. Ataner, “Kapalıçarşı'da tanıştıklarım sipariş verdi, Amerika'ya runner için, Urfaya'da kumaş yolluyoruz. Bizde üç tezgah, dışardan da çalıştığımız 10 arkadaşımız var” diyor. 

Veliye Martı ile de fuarda tanıştıklarından bahsediyor Ataner: “Benden yün kumaş istedi, nakışsız kumaş. Baskı yapmak istiyordu. Daha önce Bayburt Kalesi ve Şehit Osman yapıldı hediyelik amaçlı, hiç giysi yapılmadı.” 

Bayburtlu kadınların bu işe istek duyduğunu da özellikle vurguluyor. Gençleri, orta yaşlıları, yaşlıları... “Ben 48 yaşındayım. Sanatımı hiç terk etmedim.  Tüm ailem buna sahip çıkıyor. Bu sanat yaşamalı, çünkü çok seviyorum  ihramı” diyor.

Artık şaldan, atkıya, yatak örtüsünden, kravata, yeleğe ve giysiye kadar geniş bir çerçevede üretimlerini sürdürüyorlar. Sanatını yaşatmaya devam eden Ataner, keyifle, bilgi donanımıyla, tecrübe ve becerisiyle  gelecek kuşaklara önemli bir miras bırakıyor. 

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorum Ekleyin

E-Bülten Listemize Kayıt OlunYeni ürünler, yazılar ve size özel önerilerimizden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olmak ister misiniz?